Bahar geldi gelecek derken kışı neredeyse hiç yaşayamadık bu sene. Ankara'dan sonra İstanbul'a yerleşen her birey gibi Akdeniz ikliminde yaşadığımı hissediyorum. Haksız da sayılmam Mart da geldi ama havalar sıcacık. Kuraklığa sebebiyet vermeyecek olsa benim için bir problem de teşkil etmeyecek bu durum :)
Ne çok havadan sudan bahsettim değil mi? Oysa bir ayı aşkın süredir uğrayamadım buralara, en son neredeydik işe girmiştim ben. Bir girdim pir girdim Bana hiç de uygun olmayan eve geldikten sonra yaşamak için sadece yemek yiyip, uyuyan ve ertesi gün yine işe giden bir organizmaya dönüştüğümden olsa gerek sizlerden uzak kalmam.
Şimdi yine iş arama maceralarında, evine, küçük mutlu yaşamına devam eden biriyim. Üzüldüm, yoruldum bir silkelendip kendime geldim. En karamsar olduğum anda uzun süredir çalışmak istediğim mesleğimi hakkıyla icra edebileceğim iş başvurularıma da cevap gelmeye başladı. İnşallah hayırlısı olur da paylaşırım sizlerle.
Migrosa çok güzel sümbüller, nergisler, laleler gelmiş ben de aldım görünce dayanamayarak. Ucuzluk pazarından aldığım mini saksıları da kaptım hemencecik ampuller yanıverdi kafamda. Evde o kadar boya bende de boyama isteği varya ne güzel işte ilk transfer çalışmamı da hayata geçirmiş oldum.
Birkaç saksım daha var onlara da yapmak lazım bir şeyler. Canlı bitki nasıl da değiştiriveriyor evin havasını bahar tazeliği sarıveriyor, etrafa canlılık katıyor.
Börekler de milföylerin muffin kalıplarında pişirilmesiyle bu hale geldi. Kıymalı yaptım ama siz neli isterseniz öyle deneyin, sunumu fena olmuyor.
Çok ara vermeden görüşmek üzere,
Sevgiyle kalın ♥


